Yazar arşivleri: admin

33. Avrasya Maratonu

Yarın 33. Avrasya Maratonu yapılıyor. Biz de Gamet Gelişim Atölyesi grubu olarak katılacağız.

Bu etkinlikte benim için önemli olan bir maratona katılmak değil. Hatta, bir kıtadan bir kıtaya yürüyerek geçiyor olmak bile değil!

Ama benim için şu çok önemli: yanıbaşımızda, burnumuzun ucunda duran olanakları; belki de bir daha karşımıza çıkamayacak, bir daha değerlendiremeyeceğimiz  güzellikleri ve fırsatları görmezden gelme alışkanlığından sıyrılmak. Bu maratona asıl bu nedenle katılmak istiyorum. Büyük olasılıkla koşmaya bile yeltenmeyeceğim. Yürümek fazlasıyla yeterli olacak.

Yarın, Avrupa kıtasına yürüyerek geçtiğimde kendime diyeceğim ki: “Yürüyerek bir kıtadan bir başka kıtaya geçebilen az sayıdaki insandan birisin artık. Üstelik yağmur altında. Üstelik İstanbul’dasın. Bu şehirde bir başka yerde bulunamayacak daha nice güzellikler, daha nice farklılıklar var. Artık onları görmeye, onları farketmeye, onları yaşamaya başla!”

“Türkiye’desin. Sadece bu ülkeye özgü, başka bir yerde bulamayacağın o kadar çok şey var ki! İşte onları görmezden gelmekten vazgeç! Onları farket! Onları gör! Onları yakala! Onları yaşa! Etrafına bakmayı, etrafında olup biteni görmeyi öğren!”

Bardağımızın boş tarafıyla uğraşmaktan, içtiğimiz suyun tadını bile farkedemez olduk.

Avrasya Maratonu benim için artık bir FARKINDALIK simgesidir.

Ahmet Aksoy

Dil Kalıpları Uygulama Örnekleri

Ele alacağımız ilk dil kalıbı şöyle:

[Acaba] …. merak ediyorum.

Bu dil kalıbı , satır arasında, niyet yönlendirme ve düşünce tohumu ekme amacıyla kullanılmaktadır. Merak ettiğimizi belirttiğimiz eylem, aslında bir örtülü komut içerir.

Örnekler:

  • Acaba sigarayı tamamen bıraktığında ne kadar rahatlayacağını hayal edebiliyor musun, merak ediyorum. (Örtülü komut: Sigarayı tamamen bırak! Hedef: Bunu yaptığında çok rahatlayacaksın.)
  • EFT ile duygusal yüklerinden kurtulduğunda, yaşamaktan ne kadar zevk almaya başlayacaksın, merak ediyorum. (Örtülü komut: EFT uygulayarak duygusal yüklerinden kurtul. Hedef: Bunu yaptığında yaşamdan daha fazla zevk alacaksın.)
  • Her şeye kızmaktan vazgeçtiğinde, acaba ne kadar sevecen biri olacaksın, merak ediyorum. (Örtülü komut: Her şeye kızmaktan vazgeç! Hedef: Böylece çok daha sevecen biri olacaksın.)
  • Yaşama olumlu tarafından bakmaya başladığın zaman, acaba neler kaçırmış olduğunu da fark edecek misin, merak ediyorum. (Örtülü komut: Yaşama olumlu tarafından bak! Hedef: Bunu yaptığında, şu anda kaçırmakta olduğun şeyleri, bir daha kaçırmayacaksın.)

Dil Kalıpları ile ilgili çalışmalarımızı daha etkin ve Türkçe dil yapısıyla daha bütünleşik bir hale getirebilmek için sizlerin de katılımınıza gereksinim duyuyoruz. Lütfen dil kalıpları ile ilgili düşüncelerinizi ve yorumlarınızı bizimle paylaşın. (Yorum bırakmak için aşağıdaki Yorum Yapın veya Yorum Gönder bağlantısını kullanabilirsiniz.)

Ahmet Aksoy

Dil Kalıpları – Atölye Çalışması

09.10.2011 tarihinde yaptığımız kahvaltılı – atölye uygulamasının konusu dil kalıpları idi.

Dil kalıplarının kökenini, NLP ve Milton Erickson ile ilişkisini ve günlük konuşmalardaki yerini irdeledik. Bu çalışmada ilk on iki kalıbı ele aldık. Atölye aşamasında ise gruplar halinde bu kalıplara uygun örnek cümleler oluşturduk. He grup, kendi örneklerini sergiledi ve yorumladı.

Bu ve izleyen atölye çalışmalarızda ele aldığımız konuları daha ayrıntılı olarak değerlendireceğimiz yazılarımızı bu sayfalarda yayınlayacağız.

Bizi izlemeye devam edin!

Ahmet Aksoy

 

Dil Kalıpları

Konuşma dili, iletişimin en etkin araçlarından biridir. Bu aracın doğru kullanımı, iletişimin de daha verimli olmasını sağlayacaktır.

Konuşma sırasında sadece hangi sözcüklerin kullanıldığı değil, bunların sıralaması, birbirine bağlanma şekli ve tonlamaları da önem taşır. Aynı sözcüklere, farklı sıralama ve tonlamalar kullanarak birbirinden çok farklı anlamlar yüklemek mümkün olur.

Örneğin “Oku da baban gibi, eşek olma!” ve “Oku da, baban gibi eşek olma!” cümlelerinde aynı sözcükler, aynı sırayla kullanıldıkları halde; sadece virgülün -yani duraklamanın- yerinin değişmesiyle vurgular değişmekte ve birbirinden çok farklı anlamlar ortaya çıkmaktadır.

Sözlü iletişimle ilgili en önemli konulardan biri de, karşımızdaki kişinin tepkisel davranışlarının farkında olmaktır. Eğer kurduğumuz cümleler, karşımızdaki kişiyi suçlayıcı bir ifade taşırsa, o kişi otomatik olarak savunmaya geçecek, büyük olasılıkla söylediklerimizin önemli bir kısmını dinlemeyecek ve anlamayacaktır. Dil kalıpları, işte bu gibi durumlara düşmemek; hatta tam tersine, karşımızdakini incitmeden, savunmaya geçmeye zorlamadan onu da bizim gibi düşünmeye yönlendirmenin, ikna etmenin yollarını göstermektedir.

Milton Erickson’un çalışmalarından derlenen dil kalıpları, ikna sanatının en önemli araçlarının arasına girmiştir. Dil kalıpları listesinde elliden fazla öge bulunmaktadır. Sayı fazla olduğu için, bazı girişimciler bu kalıpları iskambil kartlarına işleyerek, kolayca taşınabilmesini ve kullanılabilmesini sağlamıştır. Bu tip kartlar “Zebu Kartları” olarak isimlendirilmektedir.

Biz de bu sayfalarda dil kalıpları konusunu zamana yayarak, her birini ayrı ayrı değerlendirecek ve yaşayan örneklerle zenginleştirerek ele almaya çalışacağız. Amacımız, dil kalıplarının, İngilizce asıllarından tercüme edilerek aktarılması değil, bu kalıpların yaşayan Türkçe’deki gerçek karşılıklarının ele alınmasıdır. Bu nedenle, yazılarımız sadece bir bilgi aktarımı şeklinde kalmak yerine, ilgili konuları ortak aklın süzgecinden geçirebilmek için düzeyli bir tartışma açmaya yönelik olacaktır.

Türkçemiz, sağlam bir yapıya sahip, esnek bir dildir. Onu gerçek değeri ve gücüyle kullanabilmek için, titiz ve kapsamlı bir çalışmaya gerek var. Bu nedenle tüm bilgileri bir arada işlemektense, zamana yaymanın, okuyucunun bu çalışmaları özümsemesi açısından daha yararlı olacağına inanıyorum.

Güzel ve etkili konuşmak, karşımızdakini kolayca ikna etmek sizin de ilginizi çekiyorsa, www.axtelsoft.com adresinden bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Kendine Güven ve Başarı

Herkes başarı elde etmek ister ama başarmayı başarabilenlerin sayısı çok azdır. Çünkü insanların pek çoğu kendilerine ve kendi yeteneklerine inanmazlar.

Bazı kişilerde yeterince iyi olmadıkları inancı ağır basar. Bazıları da hiçbir konuda başarılı olamayacaklarına inanırlar.

Oysa başarıya giden yolun ilk adımı kendini sevmek ve kendine güvenmektir.

İşte bu yüzden, eğer başarılı olmak istiyorsanız, öncelikle kendinizi sevmeyi öğrenmek zorundasınız.

Kendi benliğine sunacak sevgisi olmayan birisinin başkalarına sunacak tek bir sevgi kırıntısı bile yoktur.

Bilmelisiniz ki, siz, bu evrende bir eşi daha olmayan bir varlıksınız. Eş yumurta ikiziniz olsa ve herkes sizi birbirinizle karıştırsa bile sizler ayrı bireylersiniz. Tekilsiniz. Öncelikle bunun farkına varmanız gerekir.
Siz özelsiniz. Başkalarında bulunmayan ve sadece kendinize has yetenekleriniz, düşünceleriniz ve becerileriniz vardır. İşte bu yüzden, kendinizi başkalarından daha değersiz bulmanız için hiç bir neden olamaz. Çünkü siz teksiniz. Kendinize ve yeteneklerinize inanın! Yeteneklerinizi keşfedin, becerilerinizi geliştirin.

Eğer başkalarının sizi sevmesini ve size güvenmesini istiyorsanız; bu davranışları önce siz kendinize gösterin. Eğer siz bile kendinizi sevilmeye değer bulmuyorsanız, bunu başkalarından beklemeniz mümkün olur mu?

Kendi düşüncelerinize önem verin. Yanlış yapma endişesi sizi eylemsizliğe mahkum etmesin. Elbette hiç bir şey yapmazsanız, görünürde hata da yapmamış olursunuz. Ama aslında, siz yaşamaktan vazgeçiyorsunuz.

Başkalarının düşünceleri de elbette önemlidir. Ama kendinizi sırf “başkaları ne der?” diye kısıtlamaktan vazgeçin. Deneyin! Yaşam bu denemelerin oluşturduğu bir bütündür. Yanlışlarınızdan da öğreneceğiniz çok şey vardır. Kendinize güvenin. Kendinize başarılı olabilme şansını tanıyın.

Başarının sırrı, ders çıkarılmış hatalara sahip olabilmektir.

Ahmet Aksoy

 

Özgüven Geliştirmek İçin Sessiz Telkin

Özgüven -kendine güven- kaybı genellikle uzun bir süreç sonunda ve farkına bile varılmadan oluşur.

Özellikle çocukluk döneminde aile üyelerinin “beceriksizsin”, “tembelsin”, “aptalsın” gibi yakıştırmaları zaman içinde bilinçaltına öyle bir kazınır ki, sonunda o kişinin doğal davranışları da kendisine layık görülen kalıba gerçekten de uygun hale gelir.

Böyle bir süreç sonunda gelişen güven kaybını onarmak pek te kolay değildir. Bilinçaltına binlerce kez tekrarlanarak kazınan olumsuz kabullenmelerin etkisini silmek, ancak ondan daha güçlü, yeni ve olumlu bir programı devreye sokmayla mümkün olur.

Olumlamalar, yani olumlu telkinler bu amaçla kullanılır. Konu ne olursa olsun, bilinçaltına tekrarlayarak aktarılan olumlu direktifler, sonunda olumlu ve istenen davranışlara dönüşecektir.

Olumlamalarda kurulan cümlelerin temel yapısının olumlu köklere sahip olması en önemli özelliktir. Bilinçaltının ekleri anlamadığı ya da dikkate almadığı söylenir. Örneğin “Ben aptal değilim” cümlesi bilinçaltı tarafından “Ben aptalım” şeklinde algılanır. Bu konudaki olumlu cümle şudur: “Ben akıllıyım”. Bilinçaltı bu cümleyi bilinç ile aynı biçimde algılar.

Olumlamalar; okuyarak, dinleyerek veya içten yineleme yöntemleriyle bilinçaltına aktarılabilir.  Tekrarlama açısından en etkili yöntem elbette dinleyerek yapılandır. Başka şeylerle uğraşırken bile kayda alınmış olumlamaları dinlemek mümkün ve kolaydır. Ancak açık telkin ve olumlamalar için araya bilinç filtresinin girdiği ve bu nedenle bir çok olumlamanın bilinçaltına ulaşamadan engellendiği belirtilir. Böyle bir olasılığı ortadan kaldırmak için önerilen yöntem ise “gizli telkin” yöntemidir.

Gizli telkin yönteminde olumlama cümleleri çeşitli yöntemlerle arka plan seslerin içine gömülür. Bu yöntemlerden bazıları olumlama kaydının ses seviyesini bilinçli dinleme ile duyulamayacak kadar düşürmek, ses frekansını duyma eşiğinin üstüne veya altına kaydırmak ya da konuşmaları modüle etmek şeklindedir.

Biz de böyle bir MP3 hazırladık. Birkaç yöntemi üstüste kullandık. Dinlerken sadece dalga seslerini duyacaksınız. Olumlamaların daha etkin olması için stereo kulaklıkla dinlenmesini öneriyoruz ama, hoparlör aracılığı ile dinleyerek te yararlanmak mümkün olur. Özellikle uyurken bu ikinci yöntemi kullanabilirsiniz.

Kendine Güven Sessiz telkin MP3 kaydında kullandığımız olumlama cümlelerinden bazıları şöyledir:

Kendimi olduğum gibi seviyorum

Hayallerimi gerçekleştirebilecek güce sahibim

Kendi kararlarımı vermekte özgürüm

Kendine Güven Sessiz Telkin MP3 kaydını ücretsiz olarak indirip kullanabilirsiniz.

Ahmet Aksoy

 

Kendine Güven

Kişinin sağlıklı bir şekilde “kendine güven” duymasının ön koşulu, kendi yetenek, beceri ve sınırlarının farkında olmasıdır. Ancak bu farkındalık mutlaka gerçekçi ve tarafsız olmalıdır.

Kişisel yetenek ve becerilerin farkında olmamak, ya da onları reddetmek yüzünden oluşan güven eksikliği, girişimcilik ve fırsatları değerlendirme potansiyelini düşürür.

Öte yandan, varolmayan yetenek ve becerileri varmış gibi kabullenerek, kısıtlamaları görmezden gelerek şişirilen aşırı güven de yeterince hazırlık yapmamaya ve gereksiz riskleri üstlenmeye neden olur.

Güven eksikliğine yol açan en önemli koşullanmalardan biri “öğrenilmiş çaresizlik”tir.

Aldığı birkaç başarısız sonuç nedeniyle, artık ne kadar çalışırsa çalışsın, sınavlarda başarılı olamayacağına inanan bir öğrencinin başarılı bir sonuç alma olasılığı çok düşüktür. Çevresi tarafından da başarısızlığı yüzüne vuruluyor, üstelik bu duruma kendisi de inanıyorsa, o kişi kendisini başarısızlığa mahkum etmiştir. Sınavda bildiklerini unutması, yanıtların sırasını karıştırması, zamanını yanlış kullanması kaçınılamayacak kadar doğaldır.

Ailemiz, arkadaşlarımız, hatta bazı eğitmenlerimiz “korumak” gerekçesiyle ve çoğu kez yaptıklarının farkına bile varmaksızın bizleri “çaresizliğe” mahkum ederler. Eğer bizler de bu durumun farkına varmaz, bu tür girişimlere izin verir ve hatta söylenenleri gerçekmiş gibi kabullenirsek, sonunda etrafımıza örülen görünmez duvarlar, gerçekten de yıkılması zor birer kale ya da hapishane duvarına dönüşebilir.

Vücudumuzun ve beynimizin organik bir makine olarak elbette belli fiziksel sınırları vardır. Bunları bilmek zorundayız. Örneğin cılız bir mum alevi bile parmağımızı yakabilir. Ama aynı mum alevini, süresini ayarlayarak parmağımızla söndürmemiz de mümkündür.

Pek çoğumuz, tırmanacağımız yükseklikleri sınırlayan, ulaşabileceğimiz mesafeleri kısıtlayan cam tavanların ve duvarların içinde yaşıyoruz. Üstelik bu tavan ve duvarları kendimiz inşa ettik. Aslında bu sınırların temel işlevi, kişisel varlığımızı tehlikelere karşı korumaktır. Ancak bu sınırlar kendi doğal kapasitemize kıyasla çok dar kalıyorsa, bizi korumaktan çok, bizi kısıtlamak gibi bir işlev üstlenmiş olurlar.

Tüm bu sınırları ve kısıtlamaları etkisiz hale getirmenin tek bir yolu var: Kendimize güvenmek!

Ahmet Aksoy

Kendine Güven